Feyza Altun’un gözaltına alınması Türkiye’de ‘şeriat’ tartışmalarını nasıl alevlendirdi?

Avukat Feyza Altun, 20 Şubat’ta yurt dışı çıkış yasağı ve haftada iki gün karakolda imza atma şartıyla serbest bırakıldı.

Beykoz Adliyesi’nden ayrılırken konuşan Feyza Altun, “Aslında Taliban aklına ya da benzeri bir siyasal rejime yönelttiğim sözlerimi sanki dini değerlere söylemişim gibi çarpıtıldı” dedi.

Tazminat davası açacağını söyleyen Altun, “Kimse korkmasın, herkese kelepçeleri yetmez” açıklamasında bulundu.

Diğer yandan Diyanet İşleri Başkanlığı, “dini değerlere hakaret ettiği” gerekçesiyle avukat Feyza Altun hakkında suç duyurusunda bulunduğunu açıkladı.

‘SÖZLER BİRTAKIM İNSANLARI AŞAĞILAMAK YA DA BİR GRUBU KIŞKIRTMAK İÇİN SÖYLENMİŞ DEĞİL’

Altun hakkında şeriat karşıtı paylaşımı üzerine Beykoz Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından “halkı kin ve düşmanlığa tahrik etme” suçundan soruşturma başlatılmıştı.

Ancak bazı hukukçular sözlerin bu kapsamda değerlendirilemeyeceği görüşünde.

BBC Türkçe’ye konuşan Anayasa Hukukçusu Prof. Dr. Şule Özsoy Boyunsuz, “Feyza Hanım’ın ifadeleri sert ama amacı belli; dini değerleri kullanarak birtakım insanları aşağılamak ya da bir grubu kışkırtmak için söylenmiş değil, bir rejimin yanlışlığını anlatmaya çalışıyor, diğer yandan ona yazılmış şeyler de var, cevap vermeye çalışıyor” diyor.

Prof. Dr. Özsoy Boyunsuz, Türkiye’de aynı yaklaşımın kadınlara karşı nefret suçları sayılabilecek söylemleri de cezalandırması gerektiğini şöyle savunuyor:

“Mevcut iktidarın koalisyan ortakları arasında tarikat ve cemaatler var; nokta-i nazarlarını (bakış açılarını) açıklamaya çalışırken kadınlara karşı nefret suçu işliyorlar ancak bunların hiçbirine karşı nefret suçundan soruşturma açıldığını görmüyoruz.”

Ancak Türkiye’de hukukun toplumun tüm kesimlerine “eşit mesafeli” olduğunu savunanlar da var.

“MİLYONLARCA İNSANIN KUTSALINA KÜFREDEMEZSİNİZ”

BBC Türkçe’ye konuşan Yeni Şafak yazarı ve eski AKP milletvekili Metin Metiner, hukuk sisteminin “nefret suçlarına ilişkine herkese eşit mesafede olduğunu söyleyebilirim” diyor. Metiner, buna karşın Altun’un adli kontrol şartıyla serbest bırakılmasının, “toplumda infial yarattığını” düşündüğünü söylüyor.

“‘Şeriat gericiliktir, şeriat devletinin hükümlerine karşıyım’ diyebilirsiniz; bu ifade özgürlüğüdür” diyen Metiner, Feyza Altuner’in “milyonlarca insanın kutsalına küfretmesinin nefret suçu” olduğunu öne sürüyor:

“Şeriat düşmanı, Allah düşmanı olabilirsiniz; din devletine karşı olabilirsiniz, ‘şeriat’ kelimesi geçtiğinde tüyleriniz diken diken olabilir ama milyonlarca insanın kutsalına sövgüde bulunamazsınız, sinkaflı küfürler edemezsiniz.

Prof. Dr. Özsoy Boyunsuz ise sürecin “toplumsal muhalefeti” hedeflediğini düşündüğünü söylüyor.

“Feyza Hanım’ın şahsında değil; Türkiye genelinde şeriat hukukunun, siyasal İslam’ın hukuka, devlet yönetimine hakim kılınmasıyla güçlenen tarikat ve cemaatlerin talebi ve bunlara direnmek isteyenler arasındaki gerilimde yargının aparat olarak kullanılması sözkonusu” diyor ve ekliyor:

“Birçok insan yargıda örgütlenmiş gruların toplumsal muhalefeti baskılayarak yeni otoriter rejimin adını koymaya götürüldüğünü düşünüyor”.

Beykoz Cumhuriyet Başsavcılığı Altun’un serbest bırakılması kararına itiraz etti. İtiraz kararı sulh ceza hakimliği tarafından değerlendirilecek.

GÖZALTI SÜRECİNE TEPKİLER NE OLDU?

Avurkat Feyza Altun’un gözaltı sürecine Türkiye’de kadın hakları alanında çalışan örgütlerden hukukçulara farklı kesimler tepki gösterdi.

Hukuçu Gönenç Gürkaynak, laik devletlerin şeriatı korunacak kutsal bir değer olarak tanıyamayacağını şöyle savundu:

“Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 2. maddesi, zaten şeriati doğrudan dışlar. ‘Türkiye Cumhuriyeti…insan haklarına saygılı…demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletidir.’

“Bir devlet hem laik olup hem şeriati sert söylemlere karşı dahi hukuk eliyle korunması gereken kutsal bir değer olarak tanıyamaz.”

 

Kadın Meclisleri Genel Sekreteri Fidan Ataselim, Feyza Altun ile yaptığı basın açıklamasında, “Şeriat sloganları adliyelerden meydanlara yankılanıyor, kadınlar tehdit ediliyor. Laik yaşamlarımızdan asla vazgeçmeyeceğiz. Karşılarında dimdik duran kadınları görecekler” dedi.

Serbest Gazetesi Nur Doğan ise sosyal medya platformu X hesabından, “Şeriatle yönetilen ülkelere bakın; İran, Afganistan, Arabistan… kadınların hiçbir söz hakkının olmadığı, ikinci sınıf vatandaş muamelesi gördüğü dahası acımasızca öldüresiye cezalandırıldığı bir sistem. Bir kadın olarak neden bunu tercih edelim!

“Üslubu ise Feyza Altun’un kendisini bağlar beni de ilgilendirmez ama şeriat istememek islama hakaret değildir. Çünkü şeriat politik bir rejimdir” dedi.

Hukuçu Kerem Altıparmak için şeriatın yargıda korunma konusunu, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM), Refah Partisi ve Zehra Vakfının kapatılmasına ilişkin davalardaki yaklaşımını esas alarak yorumladı.

Altıparmak AİHM’nin “şeriatı getirmeyi amaçlayan parti ve tüzel kişinin kapatılmasını meşru gördüğünü” hatırlatak,

“Anayasa’daki temel ilkeler ve Avrupa Konseyi standartları böyleyken; laikliği, demokrasiyi, eşitliği ve demokrasiyi doğrudan hedef alan bir dini düşünceye salt halkın bir kesimi inandığı için mevcut hukuk düzeninde hukuki koruma sağlanamaz” dedi.

İNTERNETTE ‘ŞERİAT’ KELİMESİNİN KULLANILDIĞI 238 BİN PAYLAŞIM YAPILDI

BBC Türkçe’nin sosyal medya dinleme aracı Brandwatch ile yaptığı analize göre Altun’un gözaltına alındığı 19 Şubat’ta X üzerinden (eski adıyla Twitter’da) “şeriat” anahtar kelimesini kullanan 237 bin paylaşım yapıldı.

Bu paylaşımlarda en fazla kullanılan kelime öbekleri arasında “Yaşasın şeriat” ve “Laiklik”, “Türkiye laik bir ülkedir” gibi ifadelerin yer alması konunun kutuplaştırıcı yönüne ışık tutabilir.

ŞERİAT NEDİR?

Arapça’da şeriat, “suya giden açık, iyi yürünmüş yol” anlamına geliyor. Dünya genelinde Afganistan ve Suudi Arabistan gibi ülkeler şeriat yönetimi konusunda başlıca örnekler olarak gündeme geliyor. Şeriat hukuku uygulayan ülkelerde zaman zaman sert cezalandırmalar gündeme gelebiliyor.

Şeriat hukuku suçları, cezaları belirlenmiş ciddi suçlar “had” suçları ve cezanın hakimin takdirine bırakıldığı “tazir” suçları olmak üzere iki genel kategoriye ayırıyor.

Hırsızlık ve zina gibi suçlar “had” kapsamında değerlendiriliyor ve şeriatın geleneksel yorumları, çoğu modern hukuk sistemiyle karşılaştırıldığında acımasız kabul edilen cezalar öngörüyor.

Bunlar arasında taşlama, kırbaçlama ve uzuvların kesilmesi gibi cezalar yer alıyor.

Şeriat hukukunu savunanlar, bu cezaların uygulanmasının zor olduğunu ve daha çok caydırıcı nitelikte olduğunu söylüyor.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir